Dünya Genel Güncel Kültür-Sanat Yaşam

GÖKGÖL: NİĞDE SANAT İÇİN MUHTEŞEM BİR YER!

Gökgöl “Niğde Sanat İçin Muhteşem Bir Yer!” Türk ve Amerikan vatandaşı Ozzie SkyLake (Özbilen Gökgöl) ve eşi Burcu Gökgöl Niğde’yi ziyaret etti. Ziyaret esnasında Niğde’nin dünyaca ünlü santçısı Safa Büte..

GÖKGÖL: NİĞDE SANAT İÇİN MUHTEŞEM BİR YER!

Gökgöl “Niğde Sanat İçin Muhteşem Bir Yer!”
Türk ve Amerikan vatandaşı Ozzie SkyLake (Özbilen Gökgöl) ve eşi Burcu Gökgöl Niğde’yi ziyaret etti. Ziyaret esnasında Niğde’nin dünyaca ünlü santçısı Safa Büte kendilerine eşlik etti.
Niğde’nin Bor ilçesinde bulunan Bahçeli kasabası sınırlarındaki Roma Havuzu’nuda ziyaret eden Özbilen Gökgöl (Ozzie SkyLake), Roma Havuzu’na hayran kaldığını belirtti. Özbilen Gökgöl gazeteci Fatma Tan’ın sorularını da yanıtladı.
1980’li yıllarda babasının vefatı üzerine uzak bir akrabası tarafından Amerika’nın Newyork şehrine getirildiğini sanat okuma hevesi olduğu içinde eğitimini sanat üzerine gerçekleştirdiğini anlatan Özbilen Gökgöl’ün hayatı rengarenk ve çok ilginç anılarla ve tecrübelerle geçtiğini sohbetimiz esnasında anlıyoruz.
Gökgöl sözlerine başlarken “Yapabilirim, yapıyorum, yapacağım, yapabilir miyim, edebilir miyim gibi sözleri lugatımızdan çıkarmalı ve yaptım demeliyiz. Yapmak içinde zamana ve çalışmaya ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız” vurgusu yaptı.
Niğde ve Safa Büte bağını nasıl kurdunuz? sorusu üzerine Gökgöl “Pandemi sürecinde 2 haftalığına Amerika’ya gittik. Pandemi patlak verince 19 ay Amerika’da kaldık. Bu arada İnternetten Niğde İnternational – Safa Büte gibi yazılar gördüm ben 1975 yılında gelmiştin en son Niğde’ye. Ciddi ciddi incelemeye başladım ve Safa Büte’nin Niğde’de bir sanat yatırımı yapması, sanatın kalbinin burada atması beni etkiledi. Biz Türkiye’de pandemiden önce kazılara da katılıyorduk. Pandeminin bitmesi ile Anadolu’ya açılma kararı aldık. Bugün o karar bizi Niğde’ye getirdi. Safa Büte Niğde’de bir ‘Sanat ve Kültür Elçisi’ olarak çalışıyor.” dedi.

13 Genç Bayan İle 2 Dünya Birinciliği Kazandık
Sanatçı olan herkes bizim grubumuzda diyorsunuz biraz açar mısınız? sorusuna Özbilen Gökgöl “Sen çoban olabilirsin, çaycı olabilirsin, profesör olabilirsin, ev hanımı olabilirsin ama mantık nedir sanatçı olmak. Mevkisi ne olursa olsun sanatla ilgilenen herkes bizim için aynı değerdedir. Ama temel olmadan bina durmaz. Köyü bilmeden sen piramitin üstünü yönetemezsin. Anadolu’ya gitmek gerekir. Roma döneminde Romanın yöneticileri çocuklarını Anadolu’ya gönderiyor orada eğitimi sağlıyor sonra da yönetimin başına getiriyorlardı. Bizim için her şey eşit. Biz sanatımızı Anadolu’dan bir şey almak ve Anadolu’dan bir şeyler yapmak amacındayız.” dedi.
Şu anki çalışmalarınız ne üzerine devam ediyor sorusu üzerine “Ben Amerika’da, seramik ağırlıklı çalışıyorum daha sonra bilgisayarlı grafik üzerine eğitimi aldım. Ben Amerikan Kızılderilileri üzerine çizimler yapıyorum. Tekstil tasarımı üzerine çalışıyorum. Şu an eşarp modelleri çizimi gerçekleştiriyorum. Belli bir tema yok özgürlükler çerçevesinde üretmeye çalışıyorum.” diyen Gökgöl, “1996 yılında Türkiye’ye geldim. 2000 yılına kadar Gümüşsuyu halılarının dizayn üretimini yaptım. Burada 13 genç bayan tasarımcı yetiştirdim. 4 yıl içinde bu genç tasarımcılarımıla tasarım konusunda 2 dünya birinciliği ödülü kazandık. Halılardaki modern desen anlamında çağ bizimle atladı. Şimdi yetişen bu 13 öğrenci büyük şirketlerde çalışıyor. Şunu vurgulamam gerekir bizim okul dışındaki tecrübemiz çok.” dedi.
Sanatta yaşadığınız coğrafya sanatınızı etkiler mi? Gökgöl “Sanatta en büyük kültür bence Mısır medeniyetidir. Senin figürlerini etkiler. Mesela çöl Kızılderilileri sanatlarında çıngıraklı yılanı, akrebi, çakalı kullanırken, okyanusa indiğin zaman fok balığı, somon balığını resmeder. İnançlarda önemlidir. Mesela Çin’deki sarı tonu Anadolu’da kullanılmaz. Yaşadığın coğrafya tabiiki senin sanatını etkiler.” dedi.

Kızıldereli Sembolleri ile Neolitik Dönem Harmanlıyorum
Sanat üzerine sohbetin konusu sanatsal temalara geldiğinde ise Özbilen Gökgöl “Dünyanın herhangi bir yerine göre iş yapıyorsanız endüstriyel çalışmalarda karşı tarafın talebine göre hareket etmek gerekiyor. Benim çalışmalarım çok farklı ben rakamlarla çalışıyorum. Kendi alfabemi oluşturuyorum. Anadolu’dan da etkileniyorum. Sembollerle çalıştığım için neolitik dönem benim ilgi alanım. Neolitik dönemin işaretlerini Amerikan kızılderililerin sembolleri ile birleştiriyorum.” diye konuştu.
Konu çocuklara geldiğinde çocukların sanata yönlendirilmesi gerekir mi sorusu üzerine Özbilen Gökgöl “Genetik kodlarımızda sanatçılık var. Eğer bir çocuk müzik yapmak istiyorsa bırakın yapsın. Sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmek istiyorsa ilgilensin. Eğer çocuklarınızda bu kuvvetli yetenek varsa serbest bırakılmalı ve çocukları yapmak istedikleri sanat konusunda serbest bırakmak ve özgür olmalarını sağlamak. İmkanlar doğrultusunda teşvikte edilmelidir.” dedi. Eğitim sistemimizde sanat anlamında yanlışlıklar olduğu vurgusu yapan Gökgöl, “Özellikle yetenek sınavı ile öğrenci alan okulların öğrencileri çizimler konusunda bir kalıba koymaktansa özgür bırakılması gerekir. Diğer türlü fotokopi makinası görevi görür bu yetenekler. Sanat özgün olduğu sürece sanattır.”
Niğde’de Tarihi Yapıların Kapıları Kitliydi!
Anadolu’da yaşamak çok değerli bir kıymet diyen Özbilen Gökgöl “Niğde aslında çok kıymetli bir şehir ve çok değerli kıymetleri var. Niğde’de görüp üzüntü duyduğum şey Niğde’yi tanıtan bilgiye ulaşmak çok zor. İngilizce bir broşüre bile ulaşamadık. Restorasyonlar yapılıyormuş öğrendiğimize göre bir türlü bitmiyormuş. Gittiğimiz tarihi yerlerden bir kaleyi açık gördük birde Gümüşler Manastırı’nı diğerlerinde kapılar kitliydi. Bunlar bir şehrin tanıtımına olumsuz etki eden şeyler ve üzücü.”
Sevgiye Bir Ayna Gibi Bakmalı
Size bir halı veya bir eşarbın üzerine sevgiyi işle deseler nasıl işlerdiniz sorusuna Gökgöl “O günkü ruh halime bağlı. Sevgiyi kodlamaya çalışırım. Bir örnek vermek gerekirse mesela bir gün çamaşır yıkayan ahtapotu çizdim. Çamaşırları da kollarına astım. Ahtapot benim için çok mutluydu ama tekstildeki boyalar okyanusu yok ettiği için resmetmiştim. Doğanın yok oluşunu resmetmem okyanusları seviyorum ama kirlenmesine de tepki olarak böyle bir çizim yapmıştım gibi değerlendirebiliriz. Ama sevgi çok farklıdır. En çok etkilendiğim sevgi çocukların yüzündeki o saf ifadedir. Sevgiye bir ayna gibi bakmak lazım. Benim gibi bir adamda sevgi katman katmandır. Mesela bir çoban için koyun giderken üşürsün yüzünü güneşe dönersin seni ısıtır bu sevgidir. Mesela yağmurdan sonra anızın kokusu da bir sevgidir. Mesela ben çizdiğim resme mürekkep damlatırım. O mürekkebi o desenin içine nasıl sokarım bu benim için bambaşka bir aşk ve sevgidir.” dedi.

Sanatta kendini bir yerde göremediği belirten Gökgöl, “Sanat bir virüstür sen onu taşırsın midendeki bakteriler gibidir. Öldüğün zaman o toprağa geçer onun için ben sanatta kendimi bir yerde göremiyorum, görebilen bir sanatçı var mıdır? Mesela taşı görüp çizerim, kâğıda çizerim, dokuma yaparım, fotoğraf çekerim ben esnek bir adamım. Sanatçının aslında her şeyi yapabilme gücü olsa daha iyi değil mi?”
Özbilen Gökgöl sanatsal anlamda gençlere bazı önerilerde bulundu. “Sanatla uğraşan gençlerimiz eğer sanat okuyorsa oyuncu olmalarını tavsiye ederim. Galile gibi. Galile dünyanın yuvarlak olduğuna inanıyordu ama kiliseye kabul ettirememişti. Düşündü ölürsem faydam olmaz ölmesem faydam olur diyerek davrandı. Okullarında hocalarının dediklerini yapsınlar ama okul ortamından çıktıkları anda sanatlarını kendilerini yaşasınlar. Sanata tek boyuttan baksınlar. Afrika’yı bilmeyen adam Amerika’dan anlamaz. Amerika’yı bilmeyen adam Çin’den anlamaz. Gençlerimiz salatayı sadece domates, marul, biberden ibaret sayıp öyle yapmasın evinde bulunan ne varsa o salataya katsın. Bir sanatçı olmak için en önemli şey ise sanatçı tabanı yani köyü bilmelidir. Gitsinler görsünler yaşasınlar.” dedi.
Sohbetin sonunda “Sanatçı olunmaz, sanatçı yaşanır ve ölünür. Her çocuğun içinde sanatçılık vardır onu çıkarmak gerekir.” vurgusu yapan Gökgöl Niğde’yi yıllar sonra görmekten büyük mutluluk duyduğunu ve Safa Büte’yi tanımaktan duyduğu memnuniyeti de dile getirdi. Safa Büte sanatın kültürün doğduğu yerde yaşıyor ve doğru işler yapıyor. Bir sanat elçisi gibi çalışıyor. Sanat için tarih lazım o tarih Niğde’de var. Niğde sanat için muhteşem bir yer. Niğde bir sanatçı için bir sanat tarihçisi için bulunmaz bir değer” dedi.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL